Berat gecesi, sadece affın dağıtıldığı bir gece olmanın ötesinde; kulun kendi varlığını değerlendirdiği manevi bir zaman dilimidir. Gök kapıları açılmadan önce, kalbin kapısı da açılır. Berat, kaderi değiştirmek değil; kendi yönelişini düzeltme fırsatı sunan bir gecedir. Çünkü kader, kalbin istikametiyle belirlenir. Cerrahi yolunun inceliklerinde öğretilen sır şudur: Aşk, insanı eksiltmez, aksine gereksiz yüklerinden arındırır. Nefsin gürültüsünü azaltır ve ruhun sesini duyurur. Kul, kendi “ben”inden sıyrıldıkça Hak’ka daha da yaklaşır. Berat gecesi sadece tövbe gecesi değil, aynı zamanda idrak gecesidir. Muzaffer Ozak Hazretleri’nin sohbetlerinde hissedilen şefkatli irfan, Berat gecesinin anlamını anlatır gibi: Kul kusurlarını görür ancak umudunu yitirmez. Rahmet, kul kapıya yönelmeden önce yola çıkmıştır. Cerrahi dergahına giren kişi mükemmellik aramaz, sadece hâl arar. Bu nedenle bu yol, insanı büyütmez, aksine derinleştirir ve kalbi genişletir. Berat gecesi, teslimiyetin adıdır. “Beni affet” demekten çok, “Beni benden kurtar” diyebilme cesareti göstermek önemlidir. Bu gece dua ederken kelimeler eksik kalabilir, ama eğer hâl doğru ise, sözlere gerek kalmaz. Aşıkların diliyle… Hû…